Basına ve Kamuoyuna

27 Aralık 2007 Perşembe

Türkiye’de son yıllarda hız kazanan gericileşme saldırısına bir örnek de üniversitelerimizde yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde YÖK Başkanlığı’na Yusuf Ziya Özcan’ın atanması bu saldırının habercisidir. Akademik hayatı boyunca birçok yönetsel sorumluluk üstlenmiş olan Özcan’ın, gerek Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslararası emperyalist kuruluşlarla, gerekse AKP hükümeti ve halen Amerika’da yaşamını sürdüren Fethullah Gülen ile yakın ilişkide olduğu bilinmektedir. Özcan, hem gericilerin hem piyasacıların temsilcisi olarak o koltuğa oturmuştur.

Ülkemizin en değerli bilim ve eğitim kurumları olan üniversiteler, her yandan sarılmaya çalışılmaktadır. Üniversitelerimizi sarıp sarmalayan bu ahtapotun kollarından biri gericilikse diğeri piyasacılıktır. Ahtapotun kimliğiyse gizli değil, açıktır. Her taşın altından olduğu gibi bundan da Amerikan emperyalizmi ve onunla işbirliği içinde olanlar çıkmıştır. Bugün üniversiteler sesini bu saldırıya karşı en güçlü biçimde yükseltmelidir.

Üniversitenin özgürleşmesinden söz eden yeni YÖK Başkanı, ilk özgürleştirme icraatını, dün İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirmiş, bundan sonrası içinse bize önemli ipuçları vermiştir. Dün öğle saatlerinde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, yeni YÖK Başkanı’nın işbirlikçi, gerici ve piyasacı yönüne dikkat çeken “Üniversiteye Haçlı Seferi” başlıklı bildirinin dağıtımı sırasında, gericiler TKP’li Öğrencilere satırlarla saldırmışlardır. Üç arkadaşımız bu saldırı sonucu yaralanırken, 30’a yakın öğrenci de saldırının ardından yaşanan polis müdahalesi sonucu gözaltına alınmıştır. Dün yaşananlar, yeni YÖK Başkanı’nın özgürlük anlayışını özetlemektedir.

Üniversiteye dönük yapılan bu saldırının arkasında yatan gücün ne olduğu ise gayet açıktır. AKP hükümeti ülkenin bütün kurumlarında kadrolaşmaya çalışmaktadır. TKP’li öğrenciler ülkemizin geleceğini Türkiye’yi ABD’nin elli ikinci eyaleti yapmaya çalışan AKP’ye bırakmamak konusunda kararlıdır. ABD emperyalizmine, AB emperyalizmine göbekten bağlı AKP hükümeti, ülkemizde son yıllarda gerçekleştirdiği uygulamalar ile kimin hükümeti olduğunu yeterince göstermektedir. Ülke kaynaklarının emperyalizme peşkeş çekildiği, emekçi halkımızın bütün haklarının teker teker gasp edildiği, ABD ve IMF politikalarının birer birer uygulandığı bu dönemde üniversitelerde yaşananlar tesadüf değildir. Dün üniversitemizde yurtsever öğrencilere saldıranlar AKP hükümeti tarafından cesaret alan gericiler ve yobazlardır.

Açıkça söylüyoruz!

Bu saldırılar karşısında asla teslim olmayız ve bu memleketi AKP'ye ve onların Fethullahçı gerici örgütlenmelerine teslim etmeyiz. Bu ülkenin aydınlık geleceğinin kurucusu olacak gençlik; her gün daha fazla teslim alabilmek için her gün daha fazla gericileştiren emperyalistlere ve onun her türden örgütlenmesine karşı kavgasını sürdürecektir. Emperyalizmin ve ona hizmet edenlerin üniversitelerimizi bir ahtapot gibi sarmasına dur demek için herkesi mücadeleye, bizimle birlikte bu gidişe son vermeye çağırıyoruz.